SDD-B-SDS

SDD YEREL YÖNETİM ÇALIŞTAYI: FARK YARATANLAR

Sosyal Demokrasi Derneği, (SDD) Friedrich Ebert Stiftung (FES) Türkiye Temsilciliği’nin katkılarıyla Ankara’da “Yerel Yönetim Çalıştayı” düzenledi.

“Fark Yaratan Sosyal Demokrat İlçe Belediyeleri – Uygulama İçinde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözümler Üzerine Tartışma” başlıklı çalıştayda, ilçelerindeki uygulamalarla fark yaratan 6 CHP’li belediye başkanı konuşmacı olarak yer aldı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin’in üstlendiği çalıştaya, eski TBMM Başkanı Hikmet Çetin, CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ile sivil toplum örgütleri ve sendikaların temsilcileri, kent konseyi üyeleri, akademisyenler ve SDD yönetim kurulu üyeleri katıldı.

Çalıştayda, Ankara Elmadağ Belediye Başkanı Adem Barış Aşkın “Kırsal Kalkınma”, Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt “Tarihi Koruma ve Modern Sanatlar Müzesi”, Kırklareli Lüleburgaz Belediye Başkanı Murat Gerenli “Stratejik Planlama”, İzmir Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Şengen “Kırsal Kalkınma-Efes Tarlası Yaşam Köyü Projesi”, Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu “Katılımcı Belediyecilik”, Gülyalı Belediye Başkanı Ulaş Tepe de “Belediyecilikte Genç Bakış” konularında davetlilere sunum yaptı, karşılaştıkları zorlukları ve çözüm önerilerini anlattı.

SAMİ DOĞAN: İktidarın anahtarı yerel yönetimler

Çalıştayın açılış konuşması yapan Sosyal Demokrasi Derneği Genel Başkanı Sami Doğan, sosyal demokrat belediyecilik anlayışının, kentlerde yalnızca fiziksel değişimler yapmak için çalışmadığını, aynı zamanda kent sahiplerinin yani halkın sosyal, kültürel ve düşünsel gelişiminde, değişiminde de sorumluluk üstlendiklerini çünkü sosyal demokrat belediyecilik anlayışının çıkış noktasının “insan” olduğunu vurguladı. Bu nedenle sosyal demokrat belediyelerin, yaşam mekânlarını hızla iyileştirmek ve örnek hale getirmek, bir yaşam kültürü oluşturmak düşüncesiyle çalışmalarını sürdürdüklerine inandıklarını ifade eden Doğan, şunları kaydetti:

“Sosyal demokrasinin iktidara gelmesinde yerel yönetimlerin önemi büyük. Eğer yerel yönetimlerde başarılı olunursa, genel iktidarı kazanmak çok daha kolay. Sosyal Demokrasi Derneği olarak biz, ilçelerimizde uygulanan doğru projelerin, kamuoyu tarafından bilinmesinin hatta Türkiye çapında bu projelerin tanıtılmasının yerel yönetim seçimleri açısından çok iyi sonuçlar vereceğini düşünüyoruz. Çağdaş kentler yaratmaya çalışan sosyal demokrat belediyelerin ve başkanlarının mutlu bir kent, düzenli kentleşme, temiz ve yeşil bir çevre, kültürel gelişme ve aydınlık bir Türkiye için emek verdiklerine inanıyoruz.”

SEYİT TORUN: Çözüm üretmek zorundasınız

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun da çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada, ekonomik krize işaret ederek CHP’li belediyelerin, yurttaşların sorunlarına çözüm üretmeye çalıştığını ifade etti.

Kırdan kente göçün artması ile belediyelerin sorumluluk alanlarının genişlediğini, geçmişte olmayan pek çok görevi üstlendiğini vurgulayan Torun, “Yerel yönetimler aslında hayatımıza dokunan, evimizin kapısından çıktığımız zaman her türlü faaliyetleriyle karşılaştığımız bir birim. Ben birçok toplantıda arkadaşlarıma yerel yönetimi anlatırken, doğum, düğün, ölüm derim. İnsanımızın 24 saatini, 365 gününü planlamak zorundasınız. Çözüm üretmek zorundasınız. Hele hele yaşadığımız bu ekonomik buhranın derinlemesine bizi etkilediği bu süreçte ne kadar farklı görevlerin de olduğu ortaya çıktı” dedi.

“Belediyelerimizin yetki ve gelirleri tırpanlanıyor” 

Yerel yönetimlerin demokratikleşmesi beklenirken özellikle 2002’den sonra vesayetin çok arttığını ifade eden Torun, şunları kaydetti:

“Ben 1994’te ilk belediye başkanlığı yaptığımda, yanılmıyorsam 3 bin 225 belediye vardı, şu anda maalesef bin 390 belediyeye düştü. Biz bir yandan ‘demokrasi’, ‘yerinden yönetim’ diyoruz, sorunların çözümü için ‘en etkin, en verimli hizmet’ diyoruz ama maalesef hele hele Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra sürekli torba yasayla belediyelerimizin yetki ve gelirleri tırpanlanmakta. Her geçen gün de belediyelerimizin üstündeki baskı artmakta.

Türkiye’de son 20 yıl içinde yerel yönetim yasaları Anayasa’daki hükümlere uygun olmayacak şekilde 3 kez büyük değişime uğradı. 2004’te Büyükşehir Belediye Kanunu, 2005’te Belediye Kanunu, 2012’de de Büyükşehir Kanunu çıkarıldı ve torba yasalarla bu vesayet her geçen gün arttı. Geçmişte tanımlanan belli hizmetler vardı. Artık köyden kente göçün çok arttığı ve kent nüfusunun neredeyse yüzde 80’lere vardığı süreçte, belediyelere geçmişte görevi olmayan birçok sorumluluk üstlendi.

Belde belediyelerinin kapatılma mantığı neydi? ‘Aşırı borçlanıyorlar, hizmet veremiyorlar ve maalesef belde belediyeleri batak, biz kapatalım ve sorunu çözelim’ dediler. Belde belediyelerini kapattılar ama orada yaşayan vatandaşlarımızı sorun yumağında bıraktılar. Önceden suyu arızalandığında, yolu yapılmadığında muhatabı vardı, hemen yüz yüze temasla sorununun çözümü için talepte bulunuyordu. Şimdi sorununu iletecek makam, merci bulamıyor. Vatandaşımız maalesef hizmete ulaşamaz hale geldi.”

“İktidar, ‘ben nereden bulurum da seni hizmet vermez hale getiririm’, onun çabası içinde”

Torun, CHP belediyeciliğinin “şeffaf, hesap verebilen, kucaklayıcı” bir yapıda olduğunu ve vatandaşın da bunu gördüğünü söyleyerek, “Biz de bunu gururla her yerde ifade ediyoruz. Yerel seçimler öncesi, birçok bilgi kirliliği oldu; ‘yardımları kesecekler, terör örgütü üyelerine fatura dağıttıracaklar’ gibi birçok şey söylediler. Şu anda bütün belediye başkanlarımız, içinde bulunduğumuz ekonomik buhranı hiç değilse azaltma, hafifletme adına ciddi katkılar, yardımlar yapıyorlar. Üstelik bunu reklam eder gibi değil” dedi.

AK Parti iktidarının ise 2019’dan sonra 31 Mart’ın rövanşını alabilmek için aklına gelen her şeyi yaptığını ifade eden Torun, şöyle devam etti:

“Şehirdeki rantı belediye alması gerekirken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na aktarıyor. Bazı idari yetkileri kendinde topluyor. En son almaya çalıştığı karar o kadar ilginç ki; Ulaştırma Bakanlığı’nın yaptığı metrolar var, bu metroların gelirlerinin yüzde 15’i aslında belediyeler tarafından o metronun borcu olarak ödeniyordu. Sonra bir kararname ile Cumhurbaşkanı’na bu yetki verildi. O da yüzde 5 gibi sınırlandırıldı. Kararname, Anayasa Mahkemesi’ne gitti, iptal edildi, şimdi yasalaştırmaya çalışılıyor. Bu artık şu demek; ‘ben nereden bulurum da senin gelirini kısıtlarım, seni hizmet vermez hale getiririm’, onun çabası içindeler.

PROF. DR. ŞAHİN: Eski kurumsal yapılarla yeni dinamikleri yönetmeye çalışıyoruz

Çalıştayın moderatörlüğünü yapan Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin ise “Kuşkusuz, Türkiye kamu yönetimi, yerel yönetimler ve idarenin yapılandırılması açısından sonu gelmeyen tartışmalar ülkesi. Ben öğrenciydim, kamu yönetiminde yeniden yapılandırılma konuşuluyordu, profesör oldum, hala kamu yönetiminde yeniden yapılandırılma konuşuyoruz. Demek ki yerine oturamayan bir şeyler var” dedi. Köylerin kentsel yaşamın bir sürekliliği haline geldiğini söyleyen Şahin, “Bunun bedelini artan gıda fiyatlarında, başka tür meselelerde çok yakından deneyimliyoruz. Planlama sorunlarımız var. Ülkede mekanı, yatırımları planlamaya çalışıyoruz. Stratejileri belirlemeye çalışıyoruz fakat bu üçü arasındaki ilişki kopuk. Eski kurumsal yapılarla yeni dinamikleri yönetmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

Yorum yapın