SDD-B-ATESILYAS

Göç ve yoksulluk kıskacında yeni bir kentlilik

Son yıllardaki hak temelli çalışmalar nedeniyle tekrar gündemimize giren “kent hakkı” kavramı kenti farklı boyutlarıyla yeniden düşünmemizi sağladı. Bilindiği gibi kentli hakları, dayanışma hakları olarak da ifade edilen üçüncü nesil insan hakları içerisinde sayılıyor.

1992 yılından kabul edilen Avrupa Kentsel Şartı, 2008 yılında gözden geçirilerek “Yeni Bir Kentlilik İçin Manifesto” olarak yayınlandı. Manifesto, kentsel yaşama yeni bir yaklaşım sunmayı amaçlamaktadır. Buradaki “yeni yaklaşım” kentte yaşayanları kentsel politikaların merkezine koyan bir anlayıştır. Yani bu tartışmaların merkezinde “kent” var, kentte yaşayanlar var. O nedenle “kentler nasıl oluştu, insanlar kentlere neden gelirler” gibi soruların yanıtlarına bakarak devam edebiliriz.

KENTİN GÜNDEMİ

Modern kentin ortaya çıkışı sanayi devrimi sonrasına denk geliyor. Sanayileşme kentlerin hızla büyümesine neden olmuş bugünkü anlamdaki çağdaş kentler bu sıradaki nüfus hareketleriyle yani kente göçle ortaya çıkmıştır.

Buradan da anlaşılacağı gibi modern kentlerin oluşmasında kente göç ve yoksulluk olgusu öne çıkıyor. Bugün de kentlerin en önemli gündemi göç ve yoksulluktur.

İNSANLAR KENTE NEDEN GELİRLER?

Sanayi devriminden önce yoğun olarak kırda yaşayan ve tarımsal faaliyetlerle yaşamını sürdüren kesimler sanayileşme sonrasında kentte oluşan yeni iş olanaklarından faydalanmak için kente gelmeye başlamışlar. Fabrikaların işgücü ihtiyacı bu yeni nüfusla karşılanmış. Kentlerde biriken bu niteliksiz işgücü bir yandan da barınma ihtiyacıyla karşılaşmış. Bu ihtiyacı gidermek için niteliksiz konutlar kentin çeperlerini sarmaya başlamışlar.

Kente yeni gelenler bir yandan kentte yeni ilişkilerin, kuralların doğmasına yol açmış diğer yandan da kentin doğası gereği oluşmuş kurallara uyum sağlamayı, kent yaşamına katılmayı zorunlu kılmış. İşte bu kente uyum süreci kentlerin tek kimlikli yapılarını etkilemiş, çoklu kimlikler ve kültürlerin kentlerde birarada yaşamalarını gerektirmiş. Yıllar içerisinde birbirlerini etkileyen çok kimlikli yapı farklı faktörlerle uyum sağlamış ve kent kültürleri bu zenginlikle oluşmuş.

GÖÇ KENTSEL GELİŞMEYİ YAVAŞLATIYOR

Yeni bir kentlilik kavramıyla gündemimize giren kent hakları aslında kentteki ortak yaşam pratiğini, ilişkinin çerçevesini ve kurallarını çağdaş yaşam normları olarak tanımlayan bir kurallar bütünüdür. Kentlerde yaşayanların, kentte yaşamaktan dolayı hangi haklara sahip olduklarını bir bütün olarak sıralamaktadır. Bunlar; kentlilerin yaşama, çalışma ve dolaşım haklarını kaliteli, nitelikli ve eşit şartlarda hemşehrilik hukuku ve dayanışma çerçevesinde faydalanmasını ifade etmektedir. Kentsel gelişmenin niteliğinin yükseltilmesini ve bütün kentliler için topluca sağlanmasını amaçlamaktadır.

Bu açıdan bakıldığında günümüzde yaşanan yoksulluk ve göç kentlerin ve kentlilerin bütün halinde gelişmesinin önündeki somut engelleri oluşturuyor. Göçle birlikte kent nüfusuna katılan görece daha az eğitimli, niteliksiz işgücü kentsel gelişmeyi yavaşlatıyor. Süreç içerisinde oluşan kent kimliğinin zayıflamasına neden oluyor.

KENTLERİN GÜNDEMİ YOKSULLUK

Bugün yeni bir kentlilik tartışmalarındaki ilk saptamamız kentlerimizde artan oranda bir kent yoksulluğuyla karşı karşıya olduğumuz gerçeğidir. Bu artışın temel nedeni ekonomik gerekçelerdir. Kentlerdeki niteliksiz işgücü, piyasa koşulları nedeniyle gelirlerini artıramıyorlar. Artık bu kesimlerin kentlerde ev sahibi olabilmeleri, çocuklarına nitelikli eğitim ve yaşam koşulları yaratabilmeleri giderek zorlaşıyor. Bu zorluklara ek olarak gerek yurt içinden gerekse yurt dışından hızla ve büyük oranda gelmekte olan göç dalgasıyla karşı karşıya kalıyorlar. Artık kentlerin temel sorunları kent kimliğini oluşturmak, kentleşme değil. Temel sorun yoksulluktur. Yaşadığı kentlerde doğanlarda büyük oranda kent yoksulluğuyla mücadele ediyorlar. Bir de kente yeni gelenleri, dil bilmeyenleri, nitelikli bir mesleği veya sermayesi olmayanları düşündüğümüzde artık kent kimliğinin oluşması, kentlilik ve kent hakkı kavramlarını savunabilmemiz giderek zorlaşıyor. Artık kent hakkı tartışmalarının başında açlıkla mücadele, kentsel yaşama tutunma, barınma ve çocuklara eğitim şartlarının sağlanması geliyor.

YENİ BİR KENTLİLİK İÇİN KÖKLÜ POLİTİKA DEĞİŞİMİ ŞART

Artık daha net olarak şunu söyleyebiliriz; bugün yeni bir kentlilik kavramı ve kent hakları büyük oranda yoksulluğun ve yoksulluk nedeniyle oluşan göçün kıskacındadır. Bu kıskaçtan kısa vadede üstelik günümüzün politikalarıyla çıkmak kolay görünmüyor. Yeni bir kentlilik için ekonomik ve sosyal politikaların köklü değişimine ihtiyaç var. Bu değişim için de açıkçası çok zamanımız yok.

Yorum yapın