images

  19 Aralık 2019

Ülkemiz kalkınmış, zengin bir refah ve barış ülkesi olmak için coğrafi konumu, doğal kaynakları ve insan kalitesi başta olmak üzere her olanağa sahiptir. Ancak, içinde bulunduğumuz manzara maalesef bu olanakların yeterince değerlendirilemediğini, demokratik bir ortam içinde dengeli ve sürdürülebilir bir kalkınmanın sağlanamadığını göstermektedir.

Bu tablonun önde gelen sorumluları elbette ülkeyi yönetenlerdir. Hal böyle olmakla birlikte, kişilerin, sivil toplum ve meslek örgütlerinin, yerel yöneticilerin bu genel tabloyu değiştirecek nitelikte,  sorunları bilinçle tespiti ve dayanışma anlayışı içinde çözülmesi yolunda çaba göstermeleri, herbiri sadece 1 kişiyi veya 1 işletmeyi ilgilendiriyormuş gibi görünen ancak çözümlenmeden kaldıkları için  büyük bir sorunlar yumağına dönüşen konularda olumlu sonuçları beraberinde getirecektir.

Yukarıda açıklanan anlayışa bir örnek adım olmak üzere Sosyal Demokrasi Derneği (SDD) 4 Mayıs 2019 tarihinde  Alanya’da “Turizm Sektöründe Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir çalıştay düzenledi.

Bu çalıştaya, otel sahibinden sendikalara, öğretim üyelerinden  meslek örgütü temsilcilerine, ulaşımdan  aşçılara kadar turizm sektörünün her alanı ile ilgili   geniş bir sayısal katılımla gerçekleştirilen ve katılımcıların büyük bir yetkinlikle ortaya koyduğu sorunlar ve çözüm önerileri burada özet olarak sunulmuştur.

SOSYAL DEMOKRASİ DERNEĞİ

a)  Genel sorunlar:

Ülkenin turizm vizyonu yok.

Tanıtım yetersiz.

Turizm merkezlerine kaynak bölgelerden direk uçuş yok.

Bireysel müşteri çok az geliyor. %85 oranında turizm acentalarına bağlı kalındığından pazarlık gücü azalıyor, fiyatlar ucuzluyor.

Yabancıların satınaldığı yazlıkların kendi ülkelerinde pazarlamaları nedeniyle hem otel müşterisi sayısı etkileniyor, kalanlar takip edilemediği için güvenlik zafiyeti oluşuyor ve hem de vergi kaçağı ortaya çıkıyor.

Mardin, Antakya gibi iller yeterince değerlendirilmiyor.

Alanya, Manavgat ve Antalya’da ihtiyaç duyulan turizm meslek liselerinden önce imam hatip liseleri açıldı.

TURBAN ve Emekli Sandığı otellerinin özelleştirilmesi sektör açısından çok olumsuz olmuştur.

Herşey dahil sistemi turisti şehirden ve esnaftan koparmıştır. Turizm Otel-Acenta-AVM üçgeninden kurtarılmalı, turisti otele kapatmayıp şehre çıkartmalı, şehirler canlanmalı.

Turizm sektörü için bir Birlik Yasası çıkarılmalı

Öğretmenler turizm için eğitilmeli ve bu yolla öğrenciler turizme ısındırılmalı.

b)  Şehirle ilgili sorunlar:

Plansız ve kimliksiz, şehir peyzajı, mobilyası, dokusu yok.

İmar planlamasındaki dağınıklık şehre zarar veriyor, deniz kıyısına büyük bloklar yapılıyor.

Kıyılar adeta yağmalanıyor, doldurma ve tahriplerle kıyılarda doğal doku bozuluyor.

Havaalanından şehre gelmek pahalı veya uzun zaman alıyor.

Şehiriçi ulaşım yetersiz.

Şehrin büyümesi karşısında mevcut alt yapı ve  yeni yatırımlar yetersiz kalıyor.

Esnaf fırsatçı, mutlaka eğitilmeli.

Fiyat kontrolleri yapılmalı.

Şehir içi gezi, yeşil ve görsel  alanlar yetersiz.

Civardaki ören yerler tanıtılmıyor.

Tanıtım yetersiz, festival ve diğer etkinlikler ya da yetersiz veya yapılanlar yıllık takvime  bağlanmadıkları için yeterli tanıtımı yapılamıyor.

Çevre, trafik ve enerji sorun.

Şehir gezi haritası yok.

Kriminal problemler var.

Alternatif turizm alanları (sağlık, inanç, kültür, spor, kongre, kış) geliştirilmeli.

c)  Otellerle ilgili sorunlar:

Yatak sayısı çok arttı, bu nedenle otellerin doluluk oranları azaldı, kazançlar ve kalite düştü.

Yetersiz kişiler ilişkiler ve  torpille otel yöneticisi oluyor.

Herşey dahil sistemi,

      - kaliteyi düşürüyor.

      - harcamaları azaltıyor.

      - turistin şehir ile ilişkisini azaltıyor.

      - garsonluk mesleğini “tabak toplayıcısı” konumuna düşürdü.

      - Türk mutfağının güzel yemekleri yerine ucuz, basit yemekler verildiğinden gastronomiden para kazanılamaz hale geldi.

Sezon 12 aya yayılamadığı için mevsimlik işçi çalıştırılması sorun oluyor, nitelikli ve eğitimli işçi bulmak zorlaşıyor.

Personel zamanında değil de son anda alındığı için eğitilmesinde sıkıntı oluyor.

Otellerde oda sayısı  devamlı genişlediği  halde mutfak ve diğer destek hizmet alanları aynı kalıyor, yetersizlik ortaya çıkıyor.

Mutfak malzemesi tedarikinde büyük sıkıntı var.

Personel belgelendirilmesi yetersiz ve sıkıntılı.

Personel eğitimi ya hiç yapılmadan belge veriliyor veya verilen eğitimler yüzeysel ve yetersiz.

Eğitimler farklı kurumlarca veriliyor ve hiçbir standart yok.

d)  Çalışanlarla ilgili sorunlar:

Sosyolojik temelli davranışlardan kaynaklanan eleman sorunları var.

İş güvenliği yok.

İş saatleri uzuyor.

Sosyal haklar verilmiyor.

Kalacakları yerler çok kötü.

Servis sistemi kötü.

Mevsimlik çalışıldığı için Turizm işçisinin “bir ayağı işçi, bir ayağı köylü” kalıyor.

Turizm desteklerinin işveren yanında işçiye de verilecek bir sistem getirilmeli, kışın çalışmadığı zamanda düşük te olsa fondan bir ödeme yapılmalı veya sigorta primi fondan ödenmeli.

35 yaşından büyük işçiler iş bulamıyor, evli ve çocuklu bu işçiler yerine asgari ücret veya altında ve zor şartlarda çalışmayı kabul eden genç göçmenler işçi olarak alınıyor.

Zorunlu bireysel emeklilik zaten asgari olan ücreti daha da düşürüyor, kalkmalı.

Emeklilikte yaşa takılanlar burada da problem.

İŞKUR aracılığıyla gelen elemanların sigortaları emekliliğe yansımıyor.

İşçiler korkudan sendikalı olamıyor.

Zikredilen görüşlerle ilgili genel değerlendirme

Turizmde 90’larda olan patlama plansız bir turizm sektörü yaratmıştır.

Turizmde her kişi ve kuruluş çevre faktörleri dikkate almadan  sadece “kendi göbeğini kesmeye çalışır” ve kendi çıkarını büyütmeye çalışırsa bölgedeki dağınıklık ve kimliksizlik turistik faaliyetlerin bırakın gelişip büyümesini tam tersine daralmasına neden olmaktadır.

Turizm insan bedeni gibi çeşitli organlardan oluşan bir bütündür. Sadece kalbin sağlam, kulağın duyar olması yetmez. Gözün, böbreğin, dalağın, ayakların, ellerin işlevlerini tam olarak yerine getirebilmesi halinde dengeli ve sağlıklı bir bünyeden söz edilebilir. Ayrıca çekici olmak için yüzünün, saçının bakımlı olması ve hijyene dikkat edilmesi de önemlidir. Diş ağrıyorsa bütün beden ve yaşam olumsuz etkilenir. Turizmde  “benim tesisim güzel, elemanlarım iyi, gerisi beni ilgilendirmez” diyemezsiniz. O yöredeki tüm unsurlar sizin ekonomik faaliyetlerinizi de etkileyecektir. Kirli bir çevredeyseniz, ulaşım yetersizse, sokaklar güvensiz, esnaf fırsatçı ise  “diş ağrısı” size mutsuzluk verir.

Sektörün tüm unsurlarının, faaliyette bulundukları beldenin sorunlarını birlikte giderebilmek için anlayış, işbirliği, dayanışma ve gayret göstermesi, bu yönde alınacak karar ve ilkelere uyulması olumlu bir büyümeyi beraberinde getirecek aksine davranışlar ayağına kurşun sıkmak olacaktır. Kısa vadede fedakarlık gibi görünen bazı tasarruflar uzun vadede büyüyen pasta dilimi olarak dönecektir.

Bu sorunlar nasıl ele alınmalıdır?
Çözümü için neler yapılmalıdır?

Talep etmeden, sorunları ve çözümünü bir proje haline getirip talebe dönüştürmeden kendiliğinden çözülmesini beklemek bugüne kadar elde edilen sorunlar yumağını büyütmekten başka bir sonuç vermeyecektir. O zaman iş başa düşüyor.

Her örgüt ve her sektör, amaç birliği içinde belirlenecek hedeflere ulaşmak için yapacakları iç değerlendirmelerle, kendilerine yontmadan, açık yüreklilikle tespit edecekleri sorunları kiminle ve nasıl çözebileceklerini düşünmelidir. Bu süreçte ortak sorunlar tüm tarafların katılımı ile rekabet ve husumet duyguları bir tarafa bırakılarak ortak faydayı arttıracak bir anlayışla ele alınmalı ve birlikte mutabık kalınan ilkeler,  iş, eylem, davranış ve görevler yazılı olarak tespit edilmelidir.

Bir dizi periyodik toplantıyı gerektirecek böyle bir sürecin kurulacak bir PLATFORM adı altında gerçekleştirilmesi sürece ve alınan kararlara kurumsal bir nitelik kazandırılması açısından önemlidir. Gerekli hallerde kurulacak “alt komisyonlar”da görüşülen konular Platform Genel Toplantısında nihai karara bağlanabilecektir. Alınan kararların gerçekleştirilmesi sonraki toplantılarda izlenmelidir.

Saptanan sorunların çözümü muhtemelen 3 düzeyde mümkün olacaktır:

Katılımcıların kişisel olarak yapması gerekenler: Platform toplantılarına aktif ve bilinçli katılım, kararlaştırılan ve  üstlenilen sorumluluk ve görevlerin zamanında yerine getirilmesi gibi.

Kurumsal olarak yapılması gerekenler: Platform kararlarıyla ilgili olarak kendi örgütlerine düşen karar, eylem ve işlemlerin zamanında yerine getirilmesi gibi.

Belediyeler, kamu kurumları ve merkezi hükümet tarafından yapılması gerekenler: Çıkarılması gereken karar, tebliğ, yönetmelik ve yasa gibi idari kararların belediyeler, ilgili kamu kurumları veya merkezi hükümet nezdinde gerekli girişimlerde bulunulması gibi.

Yapılacak toplantılarda çözümü istenen sorunların nedeni, nasıl çözümlenebileceği  ve çözüm tarafları belirlenerek bir rapora bağlanacak ve ilgili taraflar nezdinde sürekli izlenecektir.

Sözkonusu Platform’da sektörle ilgili tüm meslekler kendi  meslek örgütleri tarafından temsil edilmelidir. Alınan kararların üyeler tarafından uygulanmasının takibi ve denetimi ilgili meslek örgütünce yapılmalıdır. Kararlara uymaktan kaçınan kuruluşlar meslek örgütü üyeliğinden çıkarılmalıdır. Belli bir standart ve kalitenin göstergesi olan “meslek örgütü üyeliğini gösterir işaret ve yazının bulunmaması” müşteri açısından olumsuz değerlendirilmesi bir yaptırım niteliğinde olacaktır.

Burada belirtilen sorunların önemli kısmının diğer turizm beldelerinde de olduğu kabul edilebilir. Bu beldelerde kurulacak Platformlar öncelikle kendi yörelerindeki kişi ve işletmelerle ilgili düzenleyici karar alabilirler, bulundukları bölgeler ve ülke genelini ilgilendiren sorunları oluşturulacak PLATFORM BİRLİKLERİ aracılığıyla da bir baskı grubu olarak daha kolay çözüm ortamı yaratabilirler.

Bütün sorunların bir anda çözülemeyeceği açıktır. Ancak, belli bir anlayış ve davranış birliği içinde atılacak adımlar hedef ve amacın gerçekleştirilmesini hızlandıracaktır. “Böyle gelmiş, böyle gitsin” anlayışının ise bu günkü dağınıklığı daha da arttıracağı ve geleceği daha da karartacağını söylemek kehanet olmayacaktır.

YAZAR HAKKINDA BİLGİ

SDD

SDD

Sosyal Demokrasi Derneği

YAZARIN DİĞER YAZILARI