images
NEDEN ÇAĞDAŞ İLİŞKİ KURAMIYORLAR?

  25 Eylül 2019

Siyaset ve sivil toplum ne yazık ki ülkemizde çağdaş ilişki kuramıyor.

Neden mi?

Her ikisi de henüz kurumsal ilişkiyi bilmiyorlar.

Siyasi partiler ve Sivil Toplum Kuruluşları kısaca STK’lar birbiriyle kurumsal ilişkinin temelini iletişimle atarlar. Birbirinin sorunlarını dinler, tartışır ve toplumsal uğraştaki önderliklerini kabul ederler.

Yoksa, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda, siyasiler, işçilerinin önünde değil onların önderliğinde yürür ve bayramlarının bayram tadında geçmesini sağlarlar.

STK’ların sorunlarını bildikçe aynı dili konuşmaya başlamak, sorunların çözümünde birlikte hareket etmek, yeni çözümleri birlikte üretmektir.

BU YORUMA KATILMAKLA BİRLİKTE STK’LARI ÇOK ÖNEMSİYORUM

Prof. Dr. İlhan Tekeli “Katılımcı Demokrasi ve Sivil Toplum Kuruluşları” kitabında şunu söylüyor:

“Katılımcı demokraside bireyin özne olma ve kendine yeni yaşam kalıpları açabilme güdülerini sadece tek bir birey olarak yerine getirmesi beklenemez. Benzer güdüleri olanlar isteklerini yerine getirmek için bir araya gelerek ya da küçük bir kamu alanı oluşturarak, örgütlenerek yapabilirliklerini artırmaya çalışacaklardır.

Bu da yeni bir toplumsal aktör olan Sivil Toplum Kuruluşlarını ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Katılımcı Demokrasi ve Sivil Toplum Kuruluşları toplumun bireylerine siyasal partilere girmeden kamusal özne olma ve yaşamına yeni anlamlar katabilme yolunu açmıştır.”

Bu yoruma katılmakla birlikte STK’ları çok önemsiyorum...

“Sivil toplum kuruluşları, yaşamlarında sınırlı düzeyde yer bulan iş birliklerini daha çok bir tür güç birliği olarak ve çoğunlukla kendilerine benzeyenlerle gerçekleştiriyor. Oysa iş birliğinin demokrasi kültürüne katkısı, kendinize benzeyenlerle değil uzlaşamadıklarınızla kurulduğunda değerlidir.”

Ülkemizde STK’larla iş birliği, güç birliği, dayanışma ve kurumsal ilişki kültürü, yıllardır içinde olduğum, gözlemlediğim kadarıyla çok zayıf ve kurumsal ilişki de yok denecek düzeydedir.

Siyasi parti liderleri, yöneticiler, bir STK’nın başkanı ile tanışmayı, arkadaşlığı, kurumsal ilişki için yeterli görüyorlar. Ayrıca çağdaş dünyanın tersine “yandaş STK” yaratmaya ve “arka bahçe” oluşturmaya çalışarak hem o örgütü tüketiyor hem de siyasi iktidarı yakalamaktan uzaklaşıyorlar.

Siyasi partilerin daha çok kendine benzeyenlerle işbirliği, dayanışma, eylem birliği içinde olduklarını görüyoruz. Bu da katılımcı demokrasinin ruh iklimini bozuyor.  Katılımcı demokrasi iş birliğine açık ve aynı düşüncede olmayan STK’larla oluşursa anlamlı, çözüm odaklı ve evrensel olur.

STK’larla iletişimle kurumsal ilişkinin temelleri atılır.

Sorunlar bilinir, aynı dil konuşulur.

Dayanışma ile çözümler çabuklaşır.

Sağlıklı işbirliği kurumsal ilişkiyi geliştirir.

Kurumsal işbirliğinin temelleri atılınca, STK’lar önce kendine sonra da işbirliği içinde olduğu yapılara güvenirler.

Dil birliği çağdaş iletişimle sağlanır. Örneğin siyasi parti yöneticileri,  Kamu Emekçilerinin üst örgütü KESK ve bağlı sendikaları tanırsa, onların kendilerini memur sendikası değil kamu emekçileri sendikası olarak tanımladıklarını öğrenir.

YURTTAŞ AÇIĞI

İlhan Hoca ayrıca “yurttaş açığı” kavramına da vurgu yapıyor.

“Çünkü günümüz toplumlarında ulus – devlet yönetimleri meşruiyetlerini temsili demokrasiden alıyorlar. Yakın gelecekte temsili demokrasi, değişik bakımlardan eleştiri konusu olsa da, varlığını koruyacak ve var olan yönetimlerin meşruiyet temelini oluşturmayı sürdürecektir. Salt bu mekanizmaya dayanan bir yönetim, yurttaşlarının isteklerinin ancak kaba bir ortalamasını gerçekleştirebilir.”

Yurttaşların istekleriyle rejimin gerçekleştirebildikleri arasında “yurttaş açığı” diye bir açık oluşur.

Yurttaşların isteklerine ve insanların onurlu yaşam haklarına saygılı olmak zorunluluğunu duyan ulus devletler, bu nedenle STK’ların meşruiyet alanlarını genişletmeye kapı açarlar.

Son yıllarda ülkemizde artan şiddet olayları var olan kadın örgütlerine yenilerini ekledi. Artık kadına şiddet olayına dur demek için kadınlar açık isimlerle örgütleniyor, sosyal medyanın her alanını değerlendiriyorlar.

Örneğin “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu" gibi…

Günümüzde dünyanın yaşadığı küreselleşmeyle birlikte toprağının sınırlarıyla tanımlanan bir toplumdan, toprak sınırlarıyla bağlı olmayan ağlar toplumuna geçiliyor. Türkiye genelinde ağları olan örgütler sosyal medya alanlarında gündem oluşturuyorlar.

STK’larla iktidar umudunu büyütmek için kurumsal ilişkinin temellerini hemen atmalıyız.

Sivil Toplum Örgütleri umuttur!

Yaşar Seyman

yasarseyman@gmail.com

Odatv.com

 

YAZAR HAKKINDA BİLGİ

SDD

SDD

Sosyal Demokrasi Derneği

YAZARIN DİĞER YAZILARI